• 22 NİSAN 2018
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce

Erken tanının önemi vurgulandı

150 defa okundu kategorisinde, 05 Şub 2018 - 10:13 tarihinde yayınlandı
Erken tanının önemi vurgulandı

YDÜ Medikal Onkoloji Anabilim Dalı Uzmanı Diker “Kanserde tarama programları ile erken tanı hayat kurtarır”

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Hastanesi Medikal Onkoloji Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Ömer Diker, kanser hastalığında erken teşhisin hemen hemen her kanser türünde hayat kurtarıcı olabildiğini, ülkemizde de bu açıdan farkındalığı artırmanın önem arz ettiğini vurguladı.

Kanserde erken teşhisin önemine işaret eden Diker, dünyada yaygın olarak kullanılan kanser tarama programları irdelendiği zaman, kalın bağırsak kanserleri, rahim ağzı kanserleri, meme kanserleri, akciğer kanserleri, prostat kanserleri ve cilt melanomları ile ilgili tarama programlarının başlıca bilinmesi gerekenler olduğunu belirtti.

YDÜ’den verilen bilgiye göre, kalın bağırsak kanserleri taramasının, 50 yaş ve üzeri bireylerde yapılmasının uygun olduğunu belirten Diker, bunun için taramanın farklı biçimlerinin kullanılabileceğini ifade etti.

Meme kanserleri için farklı kılavuzlarda, tarama başlangıç yaşı ve tarama aralıkları açısından farklı yaklaşımların olduğunu kaydeden Dr. Ömer Diker, klavuzların bir kısmında 50 yaş itibariyle taramaya başlanması önerilirken bir kısmında ise taramaya 40 yaşından itibaren başlanmasının önerildiğini, yine bir kısım kılavuzda mamografinin her yıl yaptırılması tavsiye edilirken, bir kısmında ise iki yılda bir tarama yapılmasının yeterli olduğunun ifade edildiğini belirtti.

Rahim ağzı kanserleri tarama başlangıç yaşı 21

Diker, taramaya en erken yaşta başlanan kanser türünün rahim ağzı kanserleri olduğunu söyleyerek, 21 yaş itibariyle 3 yılda bir rahim ağzı sitolojisi (smear) alınmasının uygun olacağını, 30 yaş ve üzeri bireylerde ise bu yönteme aynı şekilde devam edilmesinin kabul edilebilir olduğunu belirtti.

PROSTAT KANSERLERİ İÇİN TARAMA BAŞLANGIÇ YAŞI 45

Prostat kanserlerinin, tarama programı bir miktar tartışmalı olan bir kanser türü olduğundan bahsetmenin uygun olacağını ifade eden Diker, farklı kılavuzlarda farklı önerilerin yer aldığını, Amerikan Ulusal Kapsamlı Kanser Ağı kılavuzlarında 45 yaş itibariyle taramaya başlanmasının ve tarama için elle muayene ve PSA testinin baz alınmasının önerildiğini, öte yandan Amerika Birleşik Devletleri Prevensiyon Hizmetleri Görev Gücü kılavuzlarında ise taramanın önerilmediğini anlattı.

Diker, akciğer kanserlerinin, taramayla ilgili çalışmaları son yıllarda yayınlanan ve belki de taraması en az bilinen kanser türü olduğunu, farklı birliklerin kılavuzlarına girmeyi başardığını ve temelde 55-74 yaş arası bireylerde taramanın önerildiğini söyledi.

Dünyada sıklığı giderek artan ve çok saldırgan bir kanser tipi olan cilt melanomlarında, tıp dünyasının geçmişe göre çok yol kat etmiş durumda olduğunu belirten Diker, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde, 2008 sonrasındaki dönemde çok ciddi tedavi başarılarından bahsetmenin mümkün olduğunu bildirdi.

Diker, tarama açısından bakıldığında ise ozon tabakasında oluşan değişimler sonrasında dünya çapında son 10 yılda yıllık tanı sıklıklarının 3-4 kat artış gösterdiğini ifade etti.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı