• 22 HAZİRAN 2018
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce

İzin ver onayla!

169 defa okundu kategorisinde, 24 Mar 2018 - 11:21 tarihinde yayınlandı
İzin  ver onayla!

Her günümüz farklı senaryo. Ayni döngüde döndüğümüzü sandıkça hayatımıza yenilerini ekleyerek zaman içerisinde nasıl ilerlediğimizi anlamlı kılan kendimiziz. Başkalarına verdiğimiz rol ile “sen bunu yap, ben şunu yapayım” der ve oyunumuzu oynamaya başlarız.
Kendimi kendime anlattığım an anladığım ve tek kalemle yazdığım hayat hikayemin oyununun başrolü benimdi.

Bugün sen neysen ben de oyum sadece rollerimiz farklı…

Yıllarca, kendiminkiyle başkaların yaşantısını kıyaslamışım.
Kendimi ararken bulamadığımı sandığım herşeyimin aslında yansıyanın  bana bendekileri yansıttığını çok sonraları keşfetmiştim. Bu bende çok büyük farkındalık getirsede özümdeki kimliğime ulaşabilmenin tek yoluydu.
Başkaların yaşantısıyla kendiminkini kıyaslamak. Onda olup bende olmayan sebeplerin kaynağını aramam. Bende olup onda olmayana takılmam ve daha bir çok kendimce değerlendirdiğim ve çözüm arayışlarımda önemli olan kimseyi suçlamadan, yargılamadan sadece kendimle muhasebesini yapabilmemdi.

Düşüncelerim zihnimde oluştu, kabullendikçe ve onayladıktan sonra, kendi seçimlerimle istediklerim neyse “onu yaşamaya başladım.
Hiç bitmeyeceğini sandığım hesaplaşmalarım bu şekilde son buldu. Kabul et onayla ve teşekkür et! Ama kime? Kendine elbette.

Mutsuzluk; istemediklerinle olduğun zaman ortaya çıkar. Oysa ben!  mutluymuşum ve onu göremememin nedeni önümde yarattığım engellerimle olduğumdandı.

Önümüzde yarattığımız olumsuz inançlar, korkular, dirençler, engellerinizdir ve tahmin edemediklerinizdir.
(Gerçekleriniz ile örtüşemeyen, korkularınızla yarattığınız, inandıklarınızla direndiklerinizden kaynaklıdır).

“Kendi gözlerimle görmeden kulaklarımla duymadan inanmam” diye reddettiğim duyumlar, inanmak istemediklerim, başkaların yargılarıyla sadece reddettiğim kabullenmediklerime kendimi kapatmamla “ben kendime ne yaptım?” Sorusunu her zaman söylemişimdir (Tıpkı üç maymunları oynuyor gibiyiz).

Duyduklarıma değil de kendi gözlerimle gördüklerime inanmıştım. Bu kötü bir şey değildi ancak aradan yıllar geçtikten sonra zor tarafını anlamıştım. O da her şeyi yaşadıkça, kabullenmediğim kendim dahi olsa güvenemediğim sözlerim ve duyularımla ettiğim kavgalarım oldu.  Beğenmediğim bir şey oldu mu reddediyordum. “Gör ve inan!”  diyen düşüncelerime sonradan kabullendiğimde değişti. Kendime ait olana dahi inanmazsam, kime nasıl inanabilirdim.
Güvenemediğim kendim dahi herkesmiş.
Önce güvenmeyi öğrendim, sonra çevremdeki kişilere inanmaya başladım.
İstemediklerim bana ait değildi. Olmayana ev sahipliği yapmayacağım gibi sadece gelip geçici olan bir duyum diye algılarken kolaylaşan yaşamımda akışta ilerledim.

Hayatta her şey bir şekilde yansır ve sen, ben, o hiç kimse gereksiz nedenlerle yaşamımıza yansımazken, dirençler, olumsuz istemediklerimiz önümüzde barikat kurmuş değişim için zaman bekliyor olacaktır.

İçimiz!  fiziksel, zihinsel, ruhsal olarak değişimimizle değişir. Düşüncelerimiz değişmediği müddetçe ve her zaman ayni takıntılarla hayata sım sıkı sarılıyorsak benzer şeyleri yaşadığımızı sanırız.
Bugün yaşarken değişen herşey gibi içsel olarak ta hücrelerimiz değişir. Kabullendiğim hayat, yaşam kavgalarıyla, düşüncelerinle zihin çatışmalarınızın kesişmeleri söz konusu olduğu gibi her ne yapıyorsak olması gerektiği şekilde olacaktır. Sabır; inanç; kabul;  güven; değişimin birer parçalarıdır.
İster inanır, ister inanmazsınız ama, beklenilen hiç bir şeyin gerekmediği süreçte değişmemesi sinir bozucu olabilir. Bu kimseyi telaşlandırmadan olaylara farklı objektiften bakabilmeniz sizde farkındalık getirecektir. Küçük de olsa değişiminize büyük mutluluk uyandıracaktır.
Bırakamadığınız alışkanlıklarla, olması gerekenler arasındaki farkı bulmak isterken “düşünceler ve zihin yapınız, algılar devrede kalır ve inanmak istediklerinize odaklanarak yaşarsınız”
İnanmanız gereken her şeyin, önce düşüncelerinizde ona inanmanız gerektiğidir. Nasıl olumlu katkı sağlayabileceğimizdir… İstemediklerimiz gün gelir en iyi dostumuz olacak gibi düşününüz.
Olsada, olmasada günün sonunda olmazlarınız dahi hayatınızda olacaktır.

Ben değişimimle değişen hayatımla değişmesi gereken dünyamla dengeli yaşamaya başlamanın keyfini sizlerle paylaşıyorum. Dediğim gibi değişim hiç bir şekilde istemekle değil de inançlarınızla gerçek olmaya başlar. “Ben isterim hade olsun!” demek yerine inanıyorum, onaylıyorum, kabul ediyorum diye düşünceler zincirinizde ona sahip çıkmalısınız.
Ben kendimle değişmedim sadece. Bana katkı koyan hayat okulumda var olan her şeydi ve özden, genetiğimden, hücrelerime kadar her şeyin kontrolümde olması halinde hayatla barışık, olmak istediğim düzeyde ve daha iyisi için yaratıcı yönüme güvenmek, olan ile yaratabilir kıvamda yaşamayı seçtim. Yaradan, güç, Tanrı diye düşüncelerimizde biri var. O güç sen olmayasın. Akıl, mantık, şuurumuz varsa isteyebileceğimiz kişi en yakınımızda o da sen isen sadece iste ve yürü!..
Bu benim kendi düşüncelerim. Ben buyum ve inanıyorsam herkes de değişir sende istersen neden değişmeyesin.

Engel olarak yaratabileceğiniz farkında olmasan önünüzde bir çok engelleriniz vardır eminim. Bahaneler üretebilen bir zihin yapınız varsa bunu değiştirmekle başlayınız. “Olmaz, ben bilmem, yapamam, param yok, güçsüzüm, utanırım” derken aklımıza bir çok geçmişimiz takılır. Bırakamadıklarımız ile yaşarken özlediklerimiz ile oldukça anılar duygularımıza dokunarak silkeleniriz. “Uzaktan davulun sesi hoş gelir”.  İnanıyorum ve onaylıyorum. Ancak kabul etmiyorum. İstediğimize izin verdiğimiz zaman önü açılacak. İzin verdim hade olsun! değil. Sahip olduğun en güzel şey olsun isterken inandıklarını kabullenmektir. Biz onu bugünden sonra başaracağız ve dilediklerimizi kalpten onaylarken şükredeceğiz.

Müjde Şener

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Müjde Şener
Yorumlara Kapalı
Daha fazla Yazarlar
Gezegen: 1,5dereceden fazla artışa tahammülüm yok…

‘’Kayıt edilmiş en sıcak yıl rekoru kırıldı’’, ‘’buzullar eriyor’’, ‘’kutup ayıları evsiz kalıyor’’, ‘’pek çok...

Huzurevinde çocuğun ne işi var?

15 yaşında küçük bir kız çocuğunun yaşadığı dram yüreğimizi dağlıyor. Yaşı küçük ama yaşadıkları büyük...

Kimyamız her şeye aç!

İçinizden geldiği gibi davrandığınız her şey kendi doğrularınızdır. Ne yaptığınızın elbette önemi vardır. Bilhassa çevrenizdeki...

Kapat