• 26 MAYIS 2018
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce


“Bir ağaçta sen dik”

139 defa okundu kategorisinde, 21 Nis 2018 - 11:28 tarihinde yayınlandı

“Bir ağaçta sen dik”

Çevre Dairesi dün Lefkede güzel bir etkinliğe imza attı . Bir Ağaçta sen dik etkinliği Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, bölge okulları ve sivil toplum örgütlerinin katılımı  ile dün Lefkede start verdi.

Bu vesile ile burada çok da farkında olmadığımız ağaç ve ağacın faydalarına da bir kez daha değineceğim.

Fakat  üzerinde duracağım  esas mesele dünkü etkinlikte herkesin gözünden kaçan bir başka konu olacak.

Buraya geçmeden önce dediğim gibi ağacın aslında biliyor gibi gördüğümüz fakat aslında bazılarımızın ağaca gereken önemi verecek kadar farkında olmadığımız faydaları üzerinde durmak istiyorum.

İnsanoğlu vahşi doğada avlanmak, kendilerini korumak için de ilk silahlarını ağaçlardan yapmışlardı.

Ateşi bulduktan sonra ısınmamızı da ağaç dallarından sağladık.

Ateşte korlaşmış odun parçası ile mağaralara resimler çizdik.

Bizleri kışın soğuğundan yazın kavurucu sıcağından  koruyacak ilk barınaklarımızı ağaçlardan sağladığımız odunlarla inşa ettik.

Toprağı işleyeceğimiz ilk sabanı, yemek yemek için kapları çanağı da ağaçlardan yaptık.

İlk tekerleği ağaçtan yaptık. İlk deniz taşıtını da,savaş arabalarını, ok ve mızrakları da hatta bizi son yolculuğa çıkaran tabutları bile.

Farkında mıyız?

Bizleri o büyülü sesi ile değişik âlemlere götüren müzik aletlerini de.

Bugün uzayı keşfetmeye çalışan insanoğlu şunu unutmamalıdır ki bugün yaşadığı uygarlık seviyesine ağaçlar sayesinde ulaştı.

Bugün birçok ülke ekonomisi ağaçlardan elde edilen  ürünlerle gelişiyor.

Evinize, ofisinize, mahallenize, masanıza alıcı gözle bir bakın.Bütün bu mekanlarda ağacın içinde olmadığı bir ürün bulamayacaksınız.Dünyamızda çevremizde ağacın katıldığı ürünlerin ne derece çok olduğunu görünce şaşıracaksınız.

Şu anda okumak üzere masanızda olan gazeteniz, oturduğunuz

 sandalyeniz, koltuğunuz, kahve fincanınızı koyduğunuz masanız, sehpanız, duvarınızda asılı duran resmin çerçevesi, evinizdeki mobilyanız, evinizin çatısı, tuvalet kağıtları, kurşun kalemler, hediyelik eşyalar, içecek stok fıçıları, taşımacılıkta kullanılan kasalar hepsi ağaç ürünü.

Farkında mıyız?

Bilimsel çalışmalar odunun insan yaşamında altı binden fazla temel kullanım yeri olduğunu söylüyor.

 “Odun” dediğimiz ağaç ürününden ekonominin her sektöründe  işleyerek  elde edilen maddeleri şöyle bir sıralamaya kalksak bu satırlar sığmaz.

Yalnız bu kadar mı ağacın bize faydası?..

Bilim adamları, ağaçlarla insanın  molekül yapısının aynı olduğunu söylüyorlar.

Afrika, Avustralya halkları, ağaçların içinde kutsal bir gücün varlığına inanırlardı.

 Anadolu’da da çok eski çağlardan beri ağaçların kutsallığına inanılır. Bu nedenle hâlâ günümüzde mezarların başuçlarına servi dikiyor, bu yüzden ağaçlara bezler, boncuklar bağlayıp özlemlerimize çare arıyoruz.

Birçok yaradılış efsanesinde evren ağaçlar üzerine kuruludur. Yunan mitolojisinde meşe Zeus’un, zeytin Athena’nın ağacıdır. Meşe gücü, zeytin barış ve mutluluğu simgeler.

Dinler tarihinde de ağaç, büyük öneme sahiptir. Cennet, ağaçların ve çiçeklerin iç içe geçtiği yemyeşil bir coğrafya olarak tasvir edilir.

Peygamberlerin yaşamında ağaçlar, “dokunulmaz” canlılardır. Muhammed, Mekke’de Harem’de ağaç kesimini yasaklar. Kesmeye kalkanları “Allah’ın laneti üstüne olsun” diye uyarır. Buddha, “Bodhi Ağacı” denen ağacın altında aydınlanmaya ulaşır.

Amerikan Kızılderilileri, ağaçların ruhu olduğuna inanır ve onlarla konuşurlardı…

Ağaçlar sanata ve sanatçıya da ilham kaynağı olmuştur.

İngiliz doğa ressamı Constable, Van Gogh, Albrecht Dürer, Modrian, bütün sanatçıların yapıtlarında  ağaç ve çiçekleri hep kullanmışlardır.

 Türk edebiyatında ünlü yazar Dıranas ve Ahmet Haşim de  her fırsatta ağacı, ormanı, ormancılık sorunlarını ve doğayı yazmıştır

Şair Nazım Hikmete göre ağaç  ideal toplumun ve bireyin simgesidir. Bazen de büyük yalnızlığında konuşabileceği tek dosttur.

Kavak, Karlı Kayın Ormanında, Ceviz ağacı, Yaşamaya Dair, Masalların Masalı gibi birçok şiirinde bunu görebiliriz.

Görüyorsunuz ya aslında ağaç yaşamımızın her yerinde ve biz insanlar Carl Sagan’ın o güzel deyişiyle “ağaçların asalakları” olmaktan öteye gidemiyoruz.

Ve gelelim başta da söylediğim gibi bu ağaç dikiminde herkesin gözünden kaçan meseleye belki de ağaç dikiminden de daha da önemli olana .Tekrar bu ağaçların yeşermesi için toprak haline getirilen yere.

Evet ağaç dikiminin yapıldığı alan CMC maden şirketinin maden atıklarının bulunduğu alandı.Yıllarca kırmızı sarı görüntüsü ile görsel bir kirlilik yaratırken havayı suyu ve toprağıda kirletti.İnsan ve hayvan sağlığını tehdit etti.Bu topraklar üzerinde otlayan hayvanların eti yenildi sütü içildi.Havaya karışan kükürtlü tozları solundu.

Ama şimdi bir umut var.

Önce bu alana temiz toprak taşındı.Ağaçların ekileceği yerler belirlenerek kazıldı ve temiz toprakla dolduruldu.Sonrada ağaç dikimine uygun hale getirildi ve dünde bu ağaçlar  ekildi.

Her bir ağaç dikeni alnından öperim.

Yıllarca CMC kirliliği çok büyük bir kirlilik biz KKTC olarak bu kirliliği temizlemenin altından kalkamayız deyip 40 yıl bu topraklarda yaşayanları bu kirlilikle içiçe yaşamasına göz yumanlaradır sözlerim.

Bakın birkaç dokunuşla ve çok parada gerekmeden istendikten sonra bir yerden başlanabilirmiş. KKTC olarak biz de yapabilirmişiz.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hakan Oran
Yorumlara Kapalı