• 26 MAYIS 2018
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce

Evine et alamayan vatandaş ne yapsın?

149 defa okundu kategorisinde, 07 May 2018 - 11:09 tarihinde yayınlandı
Evine et alamayan vatandaş ne yapsın?

Haberal Kıbrıslı olarak son günlerde yapılan zamlardan etkilenen vatandaşların halini gözler önüne seren önemli bir röportaj yaptık.

Hayat pahalılığından nasıl etkilendiklerini anlatan vatandaşlar, ekonomik dar boğazdan geçtiklerini şöyle aktarıyorlar,” eti artık zenginler yiyor”.

Kuşkusuz bir evin en temel tüketim maddelerinden biri et. Çocukları olan birçok aile en önemli besin maddelerinden birini evine alamadığını açıkça dile getiriyor.

Bu da demektir ki birçok aile ayın sonunu getiremiyor. Tüm ihtiyaçlarını gideremiyor ve evde birçok besin maddesinden mahrum kalınıyor.

Devlet Planlama Örgütü Nisan ayı enflasyonunu yüzde 2.75 olarak açıkladı. Bazı sebze ve meyvelerde ise zamlar aldı başını gidiyor.

Bir markete girdiğiniz zaman sadece birkaç ihtiyacımızı giderdiğimiz halde yüksek fiyatlar ödediğimizi sürekli dile getiriyoruz.

Bir zamanlar dengeyi elinde tutan memurlar dahil, artık orta sınıf tüketici, piyasaya canlılık veren diye tabir edilemiyor.

Bir yandan elektrik ve akaryakıt fiyatlarına yüzde 14’lere varılan zamlar yapıldı. Döviz ise aldı başını gidiyor. Biz halen daha nasıl tedbirler alınabilir onu tartışıyoruz.

Hepimiz bu ülkede aynı geminin yolcusuyuz ancak asgari ücrete çalışan ayın sonunu zor getiren bırakın eve et almayı, sağlık masraflarını karşılayamayan, çocuğunun cebine okula gönderirken harçlığını koyamayan insanlar var .

Burada dikkat çekmek istediğim nokta ise giderek toplumumuzda ekonomik açıdan ve yaşam şartları açısından bir uçurumun oluştuğu.

Bir yanda evine et alamayan insanlar bir yanda döviz üzerinden okul taksiti yatıranlar, lüks aracının taksitini düşünenler, yapılan pahalı alışverişler nedeniyle kredi kartı taksitini ödemekte zorluk çekenler.

Maddi kazancı iyi durumda gözüken insanlarında borçları var, ayın sonunu zor getiren asgari ücretlinin de. Mazbata davaları bir yandan ,borçları nedeniyle batma noktasında olan birçok işletmeciyi de unutmamak lazım.

Ancak gerçekleri göz ardı etmemek gerekiyor. Toplum olarak büyük farklar oluşuyor yaşadığımız ülkemizde.

Lüks yaşantı için borca girmekte elbette herkesin kendi tercihi, ama mutfağına et alamayan insanların derdi çok daha büyük.

Halkın alım gücünün düştüğü bu ortamda zamlar tek çare olmamalıdır. Ve bu koşullarda tek derdi geçim olan vatandaşın nefes almasını sağlamak yetkililerin görevidir.

Sürekli pahalılıktan bahseden bizler de zorda olanın sadece belli bir kesim olduğunu zannederek değil, evini geçindiremeyen insanların neler çektiğini biraz anlayarak, daha duyarlı olmalı, hayat şartlarımızı aslında çoğu zaman kendi lüks ihtiyaçlarımız için zorlaştırdığımızın bilincinde olmalıyız.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Didem Gürses
Yorumlara Kapalı