DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

STERLİN

53,9495£% 0.21

GRAM ALTIN

4.320,96%0,56

ÇEYREK ALTIN

7.017,00%0,27

BİTCOİN

4785777฿%1.4882

a

MASKE DÜŞTÜ, GO HOME YANKEE!

Çocukluğumuz, kafatasları yüzülen “mağdur” kovboyların peşinden gitmekle geçti. Elimizde Tommiks, Teksas, Kaptan Swing… Televizyonda ise her zaman haklı, her zaman medeni, her zaman yakışıklı o beyaz adamlar.
Oysa o tozlu sahnelerin arkasında, toprakları ellerinden alınan, soylu bir direniş sergileyen Kızılderililerin sessiz çığlığı vardı.
Biz o çığlığı duymadık; çünkü bize sunulan parıltılı dünya, “vahşi” olanı yok etmeyi bir kahramanlık destanı olarak yutturmuştu.
Batı’nın fethini kovboyların değil, Kızılderililerin ağzından anlatan Dee Brown ‘un Kalbimi Vatanıma Gömün (Bury My Heart at Wounded Knee)eserini okumanızı salık veririm. Okurken Hollywood filmlerinden neden nefret etmemiz gerektiğini iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Ayrıca John G. Neihardt’ın Kara At Gidiyor (Black Elk Speaks)
Kızılderililerin vahşi değil, ne kadar derin bir bilgeliğe ve doğa sevgisine sahip olduğunu anlamak için harikadır. Kovboyların neyi yok ettiğini bu kitabı okuyunca daha iyi kavrayacaksınız.
30’lu yaşlara geldiğimizde çocukluk ve gençlik yıllarımızda bize empoze edilen Amerikan Rüyası ile artık hedef New York’un ışıkları, Miami’nin sahilleriydi.
Yeşil pasaport hayalleri kuran, Amerikan yaşam tarzına hayran birer “modern nefer” oluverdik.
Ama heyhat! Atı alan Üsküdar’ı geçti ve biz o rüyadan çok sert bir tokatla uyandık.
Meğer Amerika, bir özgürlükler ülkesi değil; bir illüzyon makinesiymiş.
Bugün ABD’nin gerçek yüzü, Warner Bross Paramound ,20. th Century studiosun başını çektiği film endüstrisinin makyajı döküldükçe ortaya çıkıyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra elde ettiği devasa gücü, demokrasi götürme bahanesiyle dünyayı rehin almak için kullanan bir yapı var karşımızda.
Bu yapının kalbi ise ne Washington’da ne de Hollywood’da atıyor.
Bu yapının kalbi, 1974’ten beri dünyayı esir alan “Petro-Dolar” sisteminde atıyor.
Sistem aslında bir mahalle mafyasının tezgahı kadar basit ve acımasız.
Bir mahalle hayal edin; bakkaldan ekmek alacaksınız ama mahalle mafyası diyor ki: “Önce benim ofisime gelip benden jeton alacaksın. Jetonu olmayan aç kalır.” Üstelik bu jetonu almazsanız dükkanınızı yakmakla, evinizi yıkmakla tehdit ediliyorunuz.
İşte ABD’nin dünyaya dayattığı “Uluslararası Düzen” tam olarak budur.
Petrol mü alacaksın? Önce dolar alacaksın. Dolara erişmek mi istiyorsun? O zaman Amerikan kurallarına biat edeceksin.
Irak’ta, Libya’da yaşananlar birer demokrasi mücadelesi miydi sanıyorsunuz? Hayır, onlar sadece “jeton sistemine” itiraz ettikleri için cezalandırıldılar.
Bugün İran petrolünü yuan veya rupi ile satmaya kalktığında neden bombalanma tehdidiyle karşılaşıyor?
Neden Venezuela’da bir gecede “diktatörler” icat ediliyor?
Cevap tek: Doların saltanatına dokundukları için.
CNN, BBC ve Reuters gibi algı operatörleri, Trump’tan Biden’a değişen tüm başkanların talimatıyla dünyayı bir korku çemberine alıyor.
“Dünya tehlikede, gıda krizi kapıda, ABD olmazsa mahvolursunuz” çığlıkları, aslında sarsılan dolar imparatorluğunu ayakta tutma çabasından başka bir şey değil.
Ancak tarih bize şunu fısıldıyor: Hiçbir zalimlik sonsuza kadar sürmez.
Onurlu ülkeler artık kendi mal ve hizmetlerini kendi para birimleriyle takas etmeye başladığında, o devasa kağıt kuleler yıkılmaya mahkumdur.
Biz o kovboy filmlerini izlerken gerçekleri anlatacak kimsemiz yoktu belki ama bugün gerçekler gün gibi ortada.
Görünen o ki, dünya artık bu dayatmacı sistemin başına ördüğü çoraptan kurtulmak istiyor. İnsanlık birleşip, o sahte kahramanlara kendi dillerinde sesleneceği günü bekliyor.
“Go Home Yankee!”

0 0 0 0 0 0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Erhürman, İskele Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği’ni kabul etti

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0