HAKAN ORAN YAZDI : SANDIK BAŞINDA 10/10/10 KURALI
Sabah gözünüzü açtığınızda iki şeye bakıp huzur buluyorsanız hayat yolundadır.
Bunlardan biri yanınızdaki eşiniz,diğeride gitmek için can attığınız işiniz.
Peki, ya üçüncü kilit taş?
Çoğumuz göz ardı ederiz ama hayatımızın kalitesini, mutfaktaki yangını, sokağımızın huzurunu belirleyen asıl büyük seçim oradadır.
Milletvekili seçimi.
Biz sandığa gitmeyi ya da gitmemeyi küçücük bir detay sanırken, meclisteki o koltuklarda oturanlar hayatımızı dizayn ediyor.
Gündelik yaşamımızın konforlu, adil ve sürdürülebilir olması, sorunları doğru teşhis edip bunları meclis kürsüsüne taşıyan ve bu yönde hayatı kolaylaştıran yasalar çıkaran milletvekillerinin sorumluluğundadır.
Kamuda hizmet kalitesini artırmak, medeniyetin göstergesi olan güvenli yolları yapmak, elektriğin ucuzlamasını sağlamak, vatandaşın ucuz ve sağlıklı et tüketebileceği piyasa dengelerini kurmak ve “yapanın yanına kâr kalacağı” düzeni yıkmak… Hepsi onların omuzlarındadır.
Seksen yaşında bir insanın ilacına ulaşmasını zorlaştıran da, otuz yıl prim ödeyen yurttaşın hakkını gasp ettiren de aynı zihniyet.
Enflasyon boynumuza bir ilmik gibi dolanırken çözüm üretmeyenler, kamuda liyakati yok edenler, yolsuzlukların üstünü örtüp cezasızlık kültürü yaratanlar memleketi sorma gir hanına çevirenler, sahte diplomaya izin verenler, yollardaki terörün ve denizlerdeki ölümlerin sebebide hep onlar.
Çöpünü yola atan arsızı şikâyet edeceğiniz yasal düzenlemeyi yapmayan da, elektriği ucuzlatıp yolları medeni seviyeye getirmeyen de…
Kıbrıs Türk Hava Yolları nasıl batırıldı? O gün kim hangi önergeyi verdi, kim arkasında durdu, kim takip etti? Çoğumuzun haberi bile yok.
Çünkü biz milletvekillerimizin karnesini tutmuyoruz. Hangi vekil kaç yasa önergesi verdi, hangi bakan kaç tasarı hazırladı, sonuçları ne oldu? Sormuyoruz.
Bu soruların hesabını sormayan bir seçmen profili, ne yazık ki kendi kaderini kendi elleriyle karanlığa mahkûm eder.
Sormadığımız için de her seçim, kendi elimizle geleceğimizi ateşe attığımız bir kısır döngüye dönüşüyor.
“Gitsek de gitmesek de bir şey değişmez” cümlesi, tembelliğimizin en büyük kılıfıdır.
Oysa bu ülkede tek bir insanın bile konfor alanından çıkıp mücadele etmesiyle değiştirebileceği çok şey var.
Seçim yapmak zordur çünkü bir alternatifi elinizin tersiyle itmeyi, yani bir şeyleri kaybetmeyi göze almayı gerektirir.
Yakında yeni bir seçim var ve eğer bu karmaşa içinde en doğru kararı vermek isteyenler varsa size birde önerim var.
Harvard Business Review editörü Suzy Welch’in geliştirdiği harika bir teknik var.
10/10/10 kuralı.
Bir karar vermeden önce kendinize şunu sorun.
10 dakika içinde bu tercihinizden dolayı kendinizi nasıl hissedeceksiniz?
Önümüzdeki 10 ay boyunca bu seçimin sonuçlarıyla nasıl yaşayacaksınız?
Bundan 10 yıl sonra geriye dönüp baktığınızda, bu tercihinizi hatırlayıp gurur mu duyacaksınız yoksa kahır mı çekeceksiniz?
Hepimiz ister zorunluluktan ister tercihlerimizden olsun, her gün birçok karar veririz. Ve aslında karar verdiğimiz o anlarda kendi kaderimizi yontarız.
Yarın “keşke” dememek için, hayatınızın direksiyonunu başkalarının ellerine teslim etmeyin.
Unutmayın; Eşinizi, işinizi ve birde milletvekilinizi çok dikkatli seçiniz!
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten Netanyahu’ya tepki
-“Kıbrıs’tan Ege’ye, Suriye’den Filistin’e kadar her konuda tarihi ve hukuki gerçekleri çarpıtan bu barbar zihniyet, insanlık vicdanında ve uluslararası hukuk önünde suçludur”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Kıbrıs’tan Ege’ye, Suriye’den Filistin’e kadar her konuda tarihi ve hukuki gerçekleri çarpıtan bu barbar zihniyet, insanlık vicdanında ve uluslararası hukuk önünde suçludur.” değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, NSosyal’deki hesabından yaptığı paylaşımda, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşması sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya tepki gösterdi.
Paylaşımında, “BM kürsüsünü katliam propagandasının sahnesi haline getiren soykırımcı Netanyahu’nun, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve ülkemizi hedef alan hadsiz, saldırgan ve hezeyan dolu açıklamalarını en güçlü şekilde lanetliyoruz.” ifadesini kullanan Çelik, şunları kaydetti
“Gazze’de kadın, çocuk, yaşlı demeden on binlerce masumu katleden, uluslararası hukuku ayaklar altına alan bir cinayet şebekesinin başı olan Netanyahu, insanlığa karşı işlediği suçları Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye’yi yalanlarla hedef alarak örtbas edemez. Kıbrıs’tan Ege’ye, Suriye’den Filistin’e kadar her konuda tarihi ve hukuki gerçekleri çarpıtan bu barbar zihniyet, insanlık vicdanında ve uluslararası hukuk önünde suçludur. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki Türkiye, bu soykırımcı aygıtın sözde tehditlerine, iftiralarına ve manipülasyonlarına hak ettiği cevapları vermeye devam edecektir.”
İBRAHİM ERBİLDİM: “MAKAM İÇİN DEĞİL, LAÇ’I DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN GELİYORUM”
Ulusal Birlik Partisi LAÇ Belediye Başkan Adayı İbrahim Erbildim sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 2 döneme vurgu yaptı.
Benim için siyaset vatana, yaşadığımız topraklara ve insana hizmet etmenin sorumluluğudur diyen Erbildim, bu göreve makam değil icraat için iki dönemliğine talibim şeklinde ifadelerde bulundu.
İbrahim Erbildim sosyal medya mesajımda şu ifadelere yer verdi.
“Lapta, Alsancak ve Çamlıbel bölgemizin çok değerli insanları; abilerim, ablalarım, kardeşlerim, dostlarım…
Seçim sürecinin heyecanını yaşamaya hazırlandığımız günlerde meydana gelen Filo Jet faciası hepimizi derinden sarstı. Hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar; hayatını kaybeden ve kayıp olan insanlarımızın ailelerine sabır diliyorum.
Bu acı bize bir kez daha gösterdi ki; her şeyin merkezinde insan vardır.
Ben siyaseti makam sahibi olmak değil; vatana, yaşadığımız topraklara ve halkımıza hizmet etme sorumluluğu olarak görüyorum. Bugün de her karışını bildiğim, yıllardır içinde yaşadığım ve hizmet verdiğim bu topraklara olan sorumluluğumla yola çıkıyorum.
Ben bu göreve iki dönem için talibim.
Çünkü makamlar gelip geçicidir. Kalıcı olması gereken makamda oturanlar değil, yapılan işlerdir.
İlk dönemimizde mali disiplini sağlayacak, mevcut sorunlarımızı çözecek, altyapımızı güçlendirecek ve büyük projelerimizin temellerini atacağız. İkinci dönemimizde ise başladığımız dönüşümü tamamlayarak LAÇ’ı geleceğe hazır bir belediye haline getirmeyi hedefliyoruz.
Biz yalnızca yolları, kaldırımları ve parkları yapan bir belediye anlayışıyla yetinmeyeceğiz. Bunlar zaten belediyenin asli görevidir.
Biz makyaj değil, dönüşüm istiyoruz.
Çocuklarımızı, gençlerimizi, büyüklerimizi, doğamızı, çevremizi ve can dostlarımızı kapsayan çağdaş bir belediyecilik anlayışı ortaya koyacağız.
Gençlerimizin kendi memleketlerinde gelecek kurabilecekleri imkânlar yaratacağız. Yeni istihdam alanları açacak, fikirlerini projeye ve işe dönüştürebilecekleri ortamları oluşturacağız. Gençlerimizi kaybeden değil, giden gençlerini yeniden memleketine çekebilen bir LAÇ için çalışacağız.
Ülke turizminin gelişiminde önemli bir yere sahip olan bölgemizin doğal, tarihi ve kültürel değerlerini yeniden öne çıkaracak; kendi esnafımızı, üreticimizi ve insanımızı koruyarak bölgenin turizm potansiyelini geliştireceğiz.
Ama bunların hiçbirini tek başımıza yapmayacağız.
Muhtarlarımızla, azalarımızla, belediye meclis üyelerimizle, esnafımızla, üreticimizle, gençlerimizle ve en önemlisi halkımızla birlikte yöneteceğiz.
6 Aralık günü halkımızın onayıyla bu göreve gelirsek sözümüz nettir:
Şeffaf olacağız.
Adil olacağız.
LAÇ’ın her karışına eşit hizmet götüreceğiz.
Kavgayla değil kardeşlikle, ayrıştırarak değil birleştirerek, “ben” diyerek değil “biz” diyerek yürüyeceğiz.
Çünkü bu topraklar hepimizin.
Bu belediye hepimizin.
Bu gelecek hepimizin.
Ben İbrahim Erbildim.
Bir makam için değil, doğup büyüdüğüm topraklara değer katmak için bu yola çıkıyorum.”
Avustralya başbakanı Albanese’den yapay zekanın kontrolünün insanlarda kalması çağrısı
Ankara, 20 Eylül 2026Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, yapay zekanın hızla gelişmesine dikkati çekerek, ABD ve Çin’e teknoloji alanında anlaşma yapma ve yapay zekanın kontrolünün insanlarda kalmasını sağlama çağrısında bulundu.
Albanese, New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde ABD’nin California eyaletindeki Cupertino kentinde Apple’ın merkezini ziyaret etti.
Burada konuşan Albanese, yapay zekanın hızla gelişmesine işaret ederek ABD ile Çin’in yapay zeka alanındaki iki büyük güç olduğuna ve iki ülkenin işbirliği yapmasının gerekliliğine dikkati çekti.
Yapay zeka konusunda küresel kurallar oluşturulması gerektiğini vurgulayan Albanese, “Yapay zeka çok hızlı ilerliyor ve insanların kontrolü elinde tutmasını sağlamamız gerekiyor.” dedi.
Albanese, ABD ve Çin’in yapay zeka konusunda, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla imzalanan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na benzer bir çerçeve üzerinde çalışması çağrısında bulundu.
Yapay zekanın beraberinde riskler getirdiğini kabul eden Albanese, bu risklerin azaltılması ve insanlığın çıkarları doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Albanese ayrıca, Avustralya’nın yapay zeka yatırımlarını çekebilmek amacıyla telif hakkı yasalarında değişiklik yapma ihtimalini de dışlamadı.
ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekaya ve veri merkezlerine karşı hastalıklı bir komplo yürütüldüğünü öne sürerek, bundan memnuniyet duyan tek tarafın Çin olduğunu savunmuştu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun da korkuları körüklemenin, cepheleşmenin ve acımasız rekabetin küresel yapay zeka yönetimine zarar vermekten başka işe yaramayacağını, bunun da kimsenin menfaatine olmadığını belirtmişti.