40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
7.017,00%0,27
4785777฿%1.4882
10 Haziran 2026 Çarşamba
Yeniboğaziçi İçin Tecrübe, Vizyon ve Ortak Akıl: Atalay Talaykurt Sahaya Çıkıyor
Yerel seçim sürecinin yaklaşmasıyla birlikte Yeniboğaziçi’nde belediye başkanlığı için adı öne çıkan isimlerden biri de Bağımsız Belediye Başkan Adayı Atalay Talaykurt oldu. Uzun yıllardır bölgenin sosyal ve yerel yönetim hayatında aktif rol alan Talaykurt, deneyimi ve hedefleriyle dikkat çekiyor.
Yerel Yönetimde Uzun Yıllara Dayanan Deneyim
İki dönem boyunca Yeniboğaziçi Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapan Talaykurt, bu süreçte belediye çalışmalarının içerisinde yer aldı. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli sosyal, kültürel ve uluslararası etkinliklerde bölgeyi temsil eden Talaykurt, Yeniboğaziçi’nin ihtiyaçlarını yakından bilen isimler arasında gösteriliyor.
Akademi ve İş Dünyasından Gelen Birikim
Talaykurt’un geçmişi yalnızca yerel yönetimlerle sınırlı değil. 27 yıl boyunca akademisyen olarak görev yapan Talaykurt, çok sayıda öğrencinin yetişmesine katkı sağladı. Bunun yanında yaklaşık 28 yıllık iş yaşamında kurduğu ve yönettiği şirketlerle önemli bir yöneticilik deneyimi kazandı.
Bu süreçte elde ettiği bilgi ve tecrübeyi şimdi yerel yönetim alanına taşımayı hedefleyen Talaykurt, planlama, organizasyon ve sürdürülebilir yönetim anlayışını ön plana çıkarıyor.
Hedef: Daha Güçlü Bir Yeniboğaziçi
Yeniboğaziçi’nin son yıllarda önemli bir gelişim sürecinden geçtiğini belirten Talaykurt, bölgenin sahip olduğu turizm potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Turizm, çevre düzenlemeleri, altyapı yatırımları, sosyal yaşam alanları ve gençlere yönelik projelerin öncelikleri arasında yer aldığını ifade eden Talaykurt, Yeniboğaziçi’ni KKTC’nin örnek yerleşim merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyor.
“Bu Şehri Birlikte Daha İyi Yapabiliriz”
Seçim çalışmalarında vatandaşlarla sık sık bir araya gelen Talaykurt, belediyeciliğin yalnızca hizmet üretmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda halkın görüşlerini karar süreçlerine dahil etmek anlamına geldiğini vurguluyor.
Bu anlayışı ise şu sözlerle özetliyor:
“Bu şehri birlikte daha iyi yapabiliriz.”
Dinleyen ve Çözüm Üreten Yönetim Anlayışı
Talaykurt’un seçim sürecinde öne çıkardığı sloganlardan biri de “Dinleriz, anlarız, çözeriz” yaklaşımı. Bölgenin sorunlarının masa başında değil, vatandaşlarla doğrudan temas kurularak çözülebileceğini savunan Talaykurt, ortak akla dayalı bir yönetim modeli oluşturmayı hedefliyor.
“Yeniboğaziçi hepimizin” anlayışıyla hareket ettiğini belirten Talaykurt, önümüzdeki süreçte projelerini ve hedeflerini kamuoyuyla paylaşmayı sürdürecek.
Geçtiğimiz Cumartesi günü yapılan Kolejlere Giriş Sınavı’nda, İngilizce bölümünde yer alan bir okuma parçası velilerin tepkisine neden oldu.
Sınavda çocuklara, köpekbalığı saldırısında kolunu kaybeden sörfçü Bethany Hamilton’ı anlatan metin ve görselin sorulduğu görüldü.
Veliler, 10 yaşındaki çocukların okuduğunu anlama becerisini ölçmek için bu içeriğin uygun olmadığını savundu. Tepkilerde, okuma becerisini ölçmek için çevre, bilim, doğa, spor, keşif, arkadaşlık, dayanışma ya da başarı hikâyeleri gibi çok sayıda alternatif konu bulunmasına rağmen bu metnin tercih edilmesinin yanlış olduğu ifade edildi.
Bazı veliler, sınav sürecinin zaten çocuklar üzerinde ciddi stres ve kaygı yarattığını belirterek, hassas yapıya sahip ya da travmatik içeriklerden etkilenebilecek öğrencilerin karşısına bu tür bir hikâye ve görsel çıkarılmasının doğru olmadığını dile getirdi.
Öte yandan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Eğitim Sekreteri Süleyman Gelener, 10-11 yaşındaki çocukların girdiği Kolej Giriş Sınavı‘nda (KGS), İngilizce okuma parçası içinde kolu ve bacağı bir köpekbalığı tarafından koparılmış bir kadın görselinin kullanıldığını, çocukların gelişim düzeyini, psikolojisini, sınav kaygısını ve pedagojik güvenliğini dikkate almayan bu sorumsuzluğun kabul edilemez olduğunu belirterek, meselenin yalnızca bir görsel meselesi olmadığını; çocukların nasıl bir eğitim anlayışına teslim edildiği meselesi olduğunu vurguladı, Eğitim Bakanı‘nı istifaya çağırdı.
“KGS’de pedagojik skandal” başlığıyla yazılı açıklama yapan Gelener, Kolej Giriş Sınavı’nın yıllardır çocukları yarışa sokan, onları küçük yaşta başarı-başarısızlık kıskacına hapseden, özel ders ve kurs düzenini büyüten, eğitimde fırsat eşitliğini zedeleyen bir eleme mekanizmasına dönüştüğünü belirterek, bu sınavın; çocukların ilgi, yetenek, beceri ve gelişim süreçlerini ölçmediğini, test çözme hızını, sınav kaygısıyla baş etme kapasitesini ve ailelerin ekonomik olanaklarını ölçtüğünü vurguladı.
Gelener, “Bugün yapılan sınav ise Eğitim Bakanlığı’nın bu sınav sistemini yönetme konusunda ne kadar büyük bir sorumsuzluk içinde olduğunu bir kez daha göstermiştir” dedi.
10-11 yaşındaki çocukların girdiği bir sınavda, İngilizce okuma parçası içinde kolu ve bacağı bir köpekbalığı tarafından koparılmış bir kadın görselinin kullanıldığını, çocukların gelişim düzeyini, psikolojisini, sınav kaygısını ve pedagojik güvenliğini dikkate almayan bu sorumsuzluğun kabul edilemez olduğunu belirten Gelener, bu ülkede KGS’nin İngilizce sorularının daha önce de müfredat dışılık, yanıltıcı ifade, hatalı cevap, yaş düzeyine uygunluk ve ölçme geçerliği bakımından tartışma konusu olduğunu hatırlattı.
Gelener, “Yakın zamanda disiplin tüzüğü tartışmaları çerçevesinde kız çocuklarının duygusal istismarına yol açabilecek her türlü söz, davranış ve görselden kaçınılması gerektiğini bu toplum meydanlara inerek göstermiştir” diyerek, toplumun “çocuk kapanmaz” diye haykırdığını, hal böyleyken ideolojik kaygıların bir sınav aracılığı ile öğrencilere yansıtmaya çalışılmasının hangi akla sığdınığını sordu.
“Bu mesele, çocukların nasıl bir eğitim anlayışına teslim edildiği meselesidir”
Gelener şöyle devam etti;
“Görüyoruz ki Eğitim Bakanlığı gerekli dersleri çıkarmamıştır. Sınav hazırlama, denetleme ve pedagojik kontrol süreçlerinde kamusal sorumluluğunu yerine getirmemiştir. Bu mesele yalnızca bir görsel meselesi değildir. Bu mesele, çocukların nasıl bir eğitim anlayışına teslim edildiği meselesidir. Bu mesele, 10-11 yaşındaki çocukları yüksek riskli bir sınav baskısı altında yarıştıran ve sonra da onların karşısına travmatik ve ideolojik içerikler koyabilen bir yönetim zihniyeti meselesidir. Çocuklardan ve ailelerden özür dileyin. Sorumluluk alın. İstifa edin”

Kaynak : Halkın Sesi
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, WhatsApp ve İnstegram hesaplarının kapatıldığını duyurdu.
Facebook hesabı üzerinden açıklama yapan Özersay, “Bu sabah (dün) itibariyle Whatsapp hesabım kapatıldı, az önce Instagram hesabım da kapatıldı. Yeni bir saldırı dalgası başladı belli ki. Konuşmamızı istemiyorlar. sesimizi kısmaya çalışıyorlar!
Elbette susmayacağız!” ifadelerine yer verdi.
Kaynak : Halkın Sesi
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, bugün Kıbrıs’taki temaslarına başlayacak.
Holguin, bugün saat 15.00’te Cumhurbaşkanlığı’nda Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile bir araya gelecek.
Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis ile Holguin arasındaki görüşme, bugün saat 09.00’da Başkanlık Sarayı’nda gerçekleştirilecek. Resmi programa göre görüşme baş başa yapılacak ve toplantıda başka herhangi bir yetkili yer almayacak.
BM Genel Sekreteri Sözcüsü Stephane Dujarric, görüşmelerin amacının Kıbrıs sorununda izlenecek yolun ele alınması olduğunu açıkladı.
Holguin’in 14 Haziran’a kadar Kıbrıs’ta kalması bekleniyor. Holguin, adadaki temaslarının ardından Ankara ve Atina’ya giderek görüşme ve istişarelerini sürdürecek.
Kaynak : Halkın Sesi
Klinik Psikolog ve Kognitif Davranış Terapisti Selen Üstüner, Kolej Giriş Sınavı’nda (KGS) yer alan İngilizce okuma metnine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Üstüner şöyle dedi:
“Kolej sınavında 11-12 yaşındaki çocuklara sorulan İngilizce okuma metninin konusu, bir çocuğun köpekbalığı saldırısında kolunu kaybetmesiymiş.
Konu yalnızca “zor” değil; aynı zamanda yoğun biçimde travmatik içerik barındırıyor.
Elbette çocuklar hayatın zor gerçeklerinden tamamen korunamaz. Ancak eğitimde temel soru şudur:
Bir metin çocuğun hangi becerisini ölçüyor?
Okuduğunu anlama becerisini mi?
Yoksa dikkatini korku, yaralanma ve ölüm tehdidi içeren bir hikâyenin içine çekebilme becerisini mi?
11-12 yaş grubu çocuklarda sınav kaygısının zaten yüksek olduğu biliniyor. Böyle bir ortamda, kopan uzuvlar, saldırı ve ölüm riski içeren bir metnin ölçme değerlendirme açısından özel bir katkısı yoktur. Aynı dil becerileri; bilim, doğa, keşif, spor, sanat veya dayanıklılık temalı yüzlerce farklı metinle de ölçülebilir.
Sorun çocukların bu metni okuyamayacak olması değil.
Sorun, çocuklara yönelik bir sınav hazırlanırken pedagojik süzgecin yeterince işletilmemiş görünmesidir.
Bir sınavın görevi çocukları sarsmak değil, bilgi ve becerilerini ölçmektir.
Çocukların dikkatini çekmek ile onları gereksiz yere travmatik içeriklerle karşılaştırmak arasında önemli bir fark vardır.
Eğitim yalnızca neyi öğrettiğimizle değil, çocukların karşısına neyi çıkarmayı tercih ettiğimizle de ilgilidir. Bu nedenle ölçme ve değerlendirme süreçlerinde akademik yeterlilik kadar çocuğun gelişimsel özelliklerini ve psikolojik iyi oluşunu gözeten bir yaklaşımın da temel alınması gerekir”
Kaynak : Halkın Sesi