DOLAR

48,5816$%0,15

EURO

56,4416%-0,03

STERLİN

65,5652£%0,08

GRAM ALTIN

6.746,56%0,15

ÇEYREK ALTIN

11.033,00%0,23

BİTCOİN

฿%

a

Hakan Oran Yazdı : KİBİR KULESİNDEN DÜŞMEK

Siyaset arenasında ya da devasa şirketlerin yönetim katlarında zaman zaman bir tür “başkalaşım” gerçekleşir.
Koltuğa oturana kadar halkın veya çalışanların sesine kulak veren, mütevazı ve makul davranan figürler; güç ellerine geçtiğinde yavaş yavaş değişmeye başlar.
Bir gün bakarsınız ki, dünün kapsayıcı lideri gitmiş; yerine kendisini yanılmaz, eleştirilemez ve her şeyin en iyisini bilen tek güç olarak gören bir başkası gelmiştir.
Siyaset bilimi ve tıbbın bu duruma koyduğu teşhis nettir.
Hubris Sendromu, yani Türkçe adıyla Kibir Sendromu.
Yunancada “kibir” ve “küstahlık” anlamlarına geliyor.
Yunan mitolojisinde “hubris”, tanrılara kafa tutan, sınırlarını aşan ve aşırı gurura kapılan ölümlülerin durumunu anlatır.
Tanrılar bu küstahlığı asla cezasız bırakmaz ve o kişiyi felakete sürüklerdi.
Günümüz siyasetinde de durum bundan pek farklı değil.
İngiliz siyasetçi ve nörolog David Owen’ın tanımladığı bu sendrom, aslında bir kişilik bozukluğu değil; tamamen konumun ve denetimsiz gücün getirdiği bir deformasyondur.
Nitekim nörobiyoloji de bunu doğrular.
Kazanan ve sürekli güç kullanan beyinde aşırı miktarda dopamin salgılanır.
Aşırı Dopamin Salgılanması, kişinin risk algısını sıfırlarken empati yeteneğini köreltir. Gücü elinde tutan kişi, biyolojik düzeyde bir “ödül bağımlılığı” geliştirir. Bu durum, eleştirileri birer öneri veya uyarı olarak değil, kendi varlığına yapılmış bir tehdit olarak algılamasına yol açar.
Bu hormon doğru dozda kişiyi motive ederken, aşırıya kaçtığında risk algısını yok eder, empati yeteneğini köreltir ve gerçeklikle bağı koparır.
Ülkemizde yaşanan filo jet olayında da bunun örneklerine ekranlarda gözlerimizle şahit olduk.Bir taraftan ölen ve kaybolan insanlar varken empati yeteneği köreldiği için ekranlarda kahkaha atan siyasetçi gibi.
Ian Robertson’ın “Zafer Etkisi” çalışmasında belirttiği gibi; bir kişiyi zorbaya dönüştürmenin en kısa yolu, onu yetkin olmadığı bir konumda aşırı güçle donatmaktır.
Kişi, içindeki yetersizlik duygusunu bastırmak için çevresindekilere tahakküm kurmaya başlar.
Geniş coğrafyalarda politik hataların bedeli zamana yayılabilir.
Ancak KKTC gibi ölçek olarak küçük, toplumsal bağları sıkı ve şeffaf ekosistemlerde güç zehirlenmesinin etkileri adeta bir deprem dalgası gibi anında ve şiddetle hissedilir.
Ölümlere kadar giden sonuçlar yaratır.
Küçük toplumlarda liderlerin etrafında “yalakalık duvarları” çok daha hızlı örülür.
“Siz her şeyin en iyisini bilirsiniz” söylemleriyle kuşatılan lider, zamanla kendini kurumların, yasaların ve toplumun üzerinde görmeye başlar.
Fakat unutulmamalıdır ki; küçük yapılarda yapılan her kural dışı hamle, atılan her liyakatsiz adım doğrudan halkın cebine, huzuruna ve geleceğine yansır.
Tarih; Margaret Thatcher’dan Carlos Ghosn’a George W. Bush ve Tony Blaire
kadar gücün zirvesindeyken kendi kibrine yenik düşen liderlerle doludur.
Günümüzde, her şeye gücü yetme duygusu ve aşırı özgüven ile karakterize edilen işlevsiz davranışları tanımlamak için kullanılan bu kavramdan Donald Trump, Vladimir Putin, Brezilya’da Jair Bolsonaro, Macaristan’da Viktor Orbán ve Suriye’de Beşşar Esad gibi birçok siyasi liderin de etkilendiğini belirtmek isterim.
Fransız filozof Alain’in dediği gibi: “Kontrolsüz her güç deliliğe yol açar.”
Peki, bu “deliliğin” bedelini toplumların ödememesi için ne yapmalı?
Çözüm liderlerin “iyi niyetinde” değil, sistemin gücünde yatar.
Süreli görev yapma ilkelerini katı bir şekilde uygulamak,
Bağımsız yargı, özgür medya ve sivil toplum denetimini güçlendirmek,
Koltuklara liyakat sahibi, “hayır” diyebilen kadroları getirmek.
Güç, bir liderin insanlığa hizmet etmesi için verilen geçici bir emanettir.
O emaneti sonsuz sanıp kibre kapılanlar, tarih önünde her zaman kibir kulelerinin altında kalmaya mahkûmdur

0 0 0 0 0 0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Girne Belediye Başkanı Şenkul’dan Deniz Seferleri Açıklaması

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0