40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
7.017,00%0,27
4785777฿%1.4882
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin (DKC) doğusundaki Ituri eyaletinde başlayan Ebola salgını, uluslararası sağlık örgütlerini alarma geçirdi. Salgının ilan edilmesinin üzerinden henüz iki hafta geçmiş olmasına rağmen, vaka sayılarının ulaştığı boyut insani yardım kuruluşları tarafından “derinden endişe verici” olarak nitelendirildi.
Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü (MSF) Genel Direktör Yardımcısı Dr. Alan Gonzales, tıp tarihinde daha önce hiçbir Ebola salgınında bu kadar kısa sürede bu denli yüksek vaka artışı kaydedilmediğini vurguladı.
Sahadaki ekiplerin virüsün yayılma hızına yetişmekte zorlandığını belirten Gonzales, yüzlerce şüphelinin test edilmeyi beklediğini ve salgının gerçek boyutunun henüz tam olarak kestirilemediğini ifade etti.

Sağlık uzmanlarını en çok endişelendiren hususların başında, salgına yol açan virüsün “Bundibugyo” adı verilen nadir bir Ebola türü olması geliyor. Dünya çapında bilinen yaygın Ebola türlerinin aksine, Bundibugyo varyantına karşı geliştirilmiş ve etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya özel bir ilaç tedavisi bulunmuyor.
Yakalanan her üç kişiden birinin ölümüne yol açan bu tehlikeli virüsle mücadele, şu an için yalnızca hastaların karantinaya alınması ve semptomları hafifletmeye yönelik yoğun destek tedavileriyle sınırlı kalıyor.
TABİPLERDEN UYARI
Öte yandan Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), Ebola salgını nedeniyle Sağlık Bakanlığı’nın ulusal eylem planı hazırlaması, tüm süreçleri yazılı şekilde ilgili kurumlara paylaşması ve sağlık çalışanlarını bilgilendirmesi çağrısında bulundu.
Birlikten yapılan açıklamada, Ebola vakalarının görüldüğü ülkelerden KKTC’ye eğitim, çalışma veya başka nedenlerle gelen kişiler bulunduğuna işaret edilerek, hastalığın yüksek ölüm oranına sahip olması nedeniyle olası vakaların erken tespiti ve uygun şekilde yönetilmesi için hazırlık yapılması gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün Mayıs ayında Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da görülen Ebola salgını nedeniyle “Uluslararası Öneme Sahip Halk Sağlığı Acil Durumu” ilan ettiği hatırlatıldı.
Salgının Ebola virüsünün nadir görülen Bundibugyo türünden kaynaklandığı belirtilen açıklamada, Ebola’nın enfekte kişilerin kanı ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan ciddi bir viral hastalık olduğu ifade edildi; bu tür için yaygın kullanıma girmiş onaylı özgül bir aşı veya tedavi bulunmadığı belirtildi.
Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu’nun açıklamasının halk sağlığını korumaya yönelik somut bir hazırlık ve önlem planı ortaya koymadığı savunulan açıklamada, halkın ve sağlık çalışanlarının hangi belirtiler ve risk faktörleri varlığında Ebola’dan şüphelenmesi gerektiğine ilişkin bilgilendirme yapılmadığı, vaka tanımlarının paylaşılmadığı ifade edildi.
Ülkeye giriş noktalarında uygulanacak tarama, bildirim ve yönlendirme süreçlerinin de açıklanmadığı belirtilen açıklamada, olası vaka ve temaslıların nerede değerlendirileceği, izole edileceği, takip edileceği veya tedavi göreceğinin net olmadığı, sağlık çalışanlarının kullanacağı koruyucu ekipman, numune alma ve hasta yönetimiyle ilgili eğitim ve hazırlık planlarının açıklanmadığı kaydedildi.
Açıklamada, kurumlar arası koordinasyona dikkat çekilerek, üniversiteler, Muhaceret Dairesi, hava yolu şirketleri ve ilgili kurumlarla görev ve sorumlulukların belirlenmesi için toplantılar düzenlenerek koordinasyon kurulması istendi.
Giriş noktalarında risk değerlendirmesi yapılması çağrısında bulunulan açıklamada, Ebola konusunda Türkçe, İngilizce, Arapça ve Fransızca dillerinde bilgilendirme materyalleri dağıtılması, riskli bölgelerden gelen kişilere sağlık hizmetlerine nasıl ulaşacaklarının anlatılması önerildi. Riskli ülkelerden gelen ancak temas öyküsü bulunmayan öğrencilerin üniversiteler aracılığıyla 21 gün süreyle ateş takibine alınması da talep edilen açıklamada, bu kişilerin önceden belirlenen referans merkeze güvenli naklinin sağlanması gerektiği belirtildi.
Havaalanları ve diğer giriş noktalarında sağlık gözetiminin güçlendirilmesinin önemine işaret edilen açıklamada, termal kameraların yardımcı araç olarak değerlendirilmesi, ancak esas olarak seyahat öyküsü, risk değerlendirmesi ve semptom sorgulamasına dayalı bir sistem kurulması talep edildi.
Açıklamada, hastanelerde ve gerekirse üniversite kampüslerinde olası vakaların değerlendirilmesi için uygun izolasyon odalarının önceden belirlenmesi çağrısı da yapıldı.
Kaynak : Halkın Sesi

“Ülkeye girişlerde ne tür önlemler alınacak?”
1
Cumhurbaşkanı Tatar’dan ABD’ye tepki:Bu karar, Kıbrıs konusunun çözümüne katkı sağlamayacak
2167532 kez okundu
2
Savaşan: Küçük’ün İlkeleri Mücadelemize Işık Tutuyor
56351 kez okundu
3
Cumhurbaşkanı Tatar Londra’da
48997 kez okundu
4
Azerbaycan-Türkiye İş Adamları Birliği ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası arasında iş birliği protokolü imzalandı
46819 kez okundu
5
Kuzey Kıbrıs Türk Kızılayı 48 Yaşında
39702 kez okundu