DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

STERLİN

53,9495£% 0.21

GRAM ALTIN

4.320,96%0,56

ÇEYREK ALTIN

7.017,00%0,27

BİTCOİN

4785777฿%1.4882

a

Hakan Oran Yazdı : BİLGİSİ YOK FİKRİ ÇOKLAR MEMLEKETİ

Bazen oturduğumuz yerden bu ülkenin ahvalini izlerken, kelimelerin boğazımıza düğümlendiği anlar olur.
Bilginin değersizleştiği, kuralların kişiye göre esnediği, popülizmin tavan, liyakatin ise taban yaptığı bir garip düzende savrulup gidiyoruz.
Hani meşhur bir söz vardır ya; “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” diye, biz artık o aşamayı da geçtik. Biz artık “yanlış fikrinde arsızca ısrar edenlerin” memleketi olduk.
Geçtiğimiz günlerde Lapta Alsancak Çamlıbel Belediye Başkanı Fırat Ataser’in Sadrazamköy’deki bir yolun bordür taşlarını, bölgedeki bir vatandaşın talebi üzerine bordo-mavi renklere boyatmasını okuduk.
Başkan bir de gururla eklemiş: “Yusuf amcamızın isteğini kırmadık, biz birlikte güçlüyüz.”
Kulağa ne kadar hoş, ne kadar “halkla iç içe” geliyor değil mi?
Oysa kazın ayağı öyle değil. Bu yapılanın adı gönül almak değil, düpedüz siyasi beklentidir, yaklaşan seçimlerin ayak sesidir, oy avcılığıdır!
Sayın başkan ve onun gibi düşünenler galiba unutuyor.
Kamu makamları kişilerin keyfini eğleme yeri değil, halka hizmet makamlarıdır ve o bordürler vergi veren tüm halkın malıdır.
Daha da önemlisi, o bordürlerin siyah-beyaz ya da sarı-beyaz boyanmasının estetikle bir ilgisi yoktur; bir sebebi vardır!
Sürücülerin görüş açısını artırmak, gece saatlerinde yol sınırlarını belirginleştirip can güvenliğini sağlamak içindir.
Trafik kuralı, can güvenliği demektir. Ama bizde bir oy, bir insanın canından, devletin ciddiyetinden daha kıymetli olduğu için, kurallar bir gecede takım renklerine feda edilebiliyor. Kuralların olmadığı, çiğnenmek için var olduğu bir yerde düzen kalır mı?
Kuralsızlığın ve popülizmin bir diğer acı örneğini Mevlevi’deki gaminilerde (kömür ocaklarında) yaşadık.
Çıkardığı dumanla bölge halkını yıllardır zehirleyen, yaşamı çekilmez kılan bu gaminiler, halkın haklı isyanı sonucunda nihayet yıkıldı.
Yıkıldı ama sosyal medyadaki yorumları okuyunca bu ülkenin geleceğine dair umutlarınız bir kez daha kırılıyor.
“Yazık değil mi buradan ekmek yiyenlere?”, “Ne zararı vardı ki?” diye feryat eden koca bir cahiller ordusu var karşımızda.
Bilimden, sağlıktan, çevre bilincinden zerre nasibini almamış bu kitleye sormak lazım
O gaminilerin dibine çocuğunuzu, eşinizi, hasta ananızı alıp gidip bir gece konaklayın bakalım.
O zehri bir gece teneffüs edin, ertesi gün aynı şeyi söyleyebilecek misiniz?
İşin acı tarafı, bu kaçak ya da denetimsiz işletmelere izin veren Tarım Bakanlığı da, Çevre Dairesi de, İçişleri de, belediyeler de durumun farkında.
Ama dedik ya; “Her izin bir oy, her göz yumma bir koltuk.”
Kurumlar görevini yapmadığı, popülizme teslim olduğu için, faturayı yine sağlığından olan halk ödüyor.

Ülkenin iktidarı, yerel yönetimi popülizm bataklığındayken, muhalefeti çok mu farklı? Asla.
Bir muhalefet partisi üyesi çıkmış, sırf hükümete “ayar verecek” ya.
Köy meydanında, etrafını kuru otların sardığı, bakımsız, bayrağı yırtılmış bir Atatürk büstünün önünden canlı yayın yapıyor.
Bağırıyor çağırıyor.”Sizin Atanıza hiç mi saygınız yok? İçişleri Bakanlığı’nı, Eski Eserler Dairesi’ni göreve davet ediyorum!” diyor.
Altına gelen yorumlarda insanlar uyarıyor, “Yahu bu iş belediyenin işi” diyor, bizimki ısrarla “Hayır, anıtlar kurulunun işi” diye diretiyor.
Be birader, canlı yayın açtığın o akıllı telefonu eline alıp Google’a iki kelime yazsan göreceksin
2008 yılında köylerin tüzel kişilikleri kaldırılıp belediyelere bağlandığından beri, köy sınırlarındaki tüm meydanların, büstlerin bakım ve çevre düzenlemesi doğrudan belediyelerin sorumluluğundadır.
Muhalefet yapayım derken, kendi cehaletiyle kendi ayağına kurşun sıkan, kaş yapayım derken göz çıkaran bir siyaset anlayışından bu ülkeye ne hayır gelir?
Sonuç olarak;
Bilgililerin konuşmaktan korktuğu ya da bıktığı, az buçuk farkındalığı olanların cümle kurup derdini anlatmaktan aciz kaldığı, bilgisizlerin ise en yüksek sesle cehalet haykırdığı bir toplum haline geldik.
Hizmet etmeyi de bilmiyoruz, politika yapmayı da.
Tek bildiğimiz; günü kurtarmak, kuralları çiğnemek ve popülizmin arkasına saklanıp bu güzelim memleketin geleceğini el birliğiyle yok etmek.
Yazık bu ülkenin aklıselim insanlarına, çok yazık..

0 0 0 0 0 0

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

HAKAN ORAN YAZDI : BİR SAVAŞIN VE ESARETİN ÇOCUKÇA ANATOMİSİ

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0